Doktorun Bahçesi Hüzün Kokuyor

Hafiften bir rüzgar esiyor ,

Bir yandan da bahar gülerin kokusu burnuma şakalaşarak dokunuyor ,

Hasta gibi kendini hisseden ben adlı varlık derin bir geçmişe dalıyor , rüzgarlar , yapraklar, guneş ışınları ona geçmişini hatırlatıp göz yaşının akmasına neden oluyor ,

Bir zamanlar annem ben ve babam bu bahçede oturur çay içerdik ,konuşur kahkalar atışırdık , bize kıskanan serçeler de ötmeye başlardı , bahçe kış bile olsa bahar gibi kokardı , göz yaşlar tanılmazdı o zamanlar , yoksa yaşlar anne babamdan mı korkardı ?

Çok iyi bir gelecekten konuşup ,bana güç veren desteklemekse akşam yemeği gibi görevleri olmuştu ,ben doktor olmayi çok ister ve severdim , babam beni her akşam iş çıkışında hastaneden alır eve getirme sözunde duruyordu , annemin miss gibi kokan elleriyle hazırlamış olduğu yemeği yiyip güzel ana baba evlat olarak hayırlı gecelerle yatağa girmek isteğiyle her gece hikayeyi bitirirdik …[]

Keşke o zamanlar bir daha gelse 😭😢

Annem bana yemek hazırlamiyor , evde yok…!

A aa bir dakika evde yok derken pazarda bile sanmayin annem topraklara karışti bizi yaradana kavuştu , annemin yemeklerini özledim , son kez ellerinden ne zaman öptüğumü iyice hatirlıyorum ben üniversteye giderken beni sımsicacık kucağina alip yanaklarımdan öpmüştü , bende annemi koklayarak ellerinden öpmüştüm babam kızım hava alanina yetışmemiz lazım diye bizi elveda ettirmişti 😳😳

Bir zamanlar oldu ya benim hayatım ..

Şimdi galiba hayatta değilim ,ben kırılmış saniyordum kendimi , ölmüşüm haberim yok , senelerdir akşamları iş çıkışında babamı bekliyorun , niye babam sözunde durmadı , her akşam değilde bir en azından bir akşam gelseydi , taksiyle gitmem lazım galiba yalnızlık kokan ve yarı kalmış hikayeli eve ..

Şoyle eve gelipte bahceye otururken şoyle bir gecmişe dalıverdim , doktor olmasinı isteyen kızin destekçileri kokmuyor bu bahçe ..

Nasılda insana sevdiklerini hatırlatıp kalbin ağlamasina neden oluyor gece sesiziliğinde bu rüzgarın esişi…!

Benim bahçem hüzün kokuyor , sevdiklerim özledim sizleri 😓

Nil HOROSANI

26.04.2018

Reklamlar

Türkiyem 

Her şey bir dıygu ile başalar ,duygu derken içimizdeki hissetiklerimiz .Hani bir olayı görüp ,heyecanlanıp ,mutlu olup ,gözlerimizde yaş ,dudaklarımızda tebessüm aşikar olması en iyi dugulardandır ,Duygular bizi taa hayatın en büyük hedeflerine ulaştırır .Duygular derken mesela ;benim damarlarım hep Türkiye yoluna akıyorlar ,neden Türkiye deyip Londra fransa veye American demediğimi öerak edebilirsiniz , yada en önmelisi bir Afgan olmama rağmen niye Afganistan demediğime endişelenirsiniz.
Afganistan diyebilmem için yaşsız ,uykusu eksik olmyan gözlere ihtiyacım var .Gözlerimin önünü o kadar gençlerin kanı ,yetimlerin Ah’ı annelerin yaşaları kaplamış ki yolumu göremiyorum .Gençlerin ,şehitlerin kanı deniz olup akıyor bizlerse çaresizlik gemisine binmiş ada arıyoruz .Bu kanlar denizinden bizi kurtaran el ,bize yardım eden eli tabiki bırakmak istemeyiz ve bu elin Türkiye olduğunu gururla söyleyebiliriz . Hep Türkiye dediler ,merhametli insanlar ,yardım sevenler ,cesur ,vatan severler türk evlatları orda yaşıyor diye bize sayfa sayfa bize anlattılar . Halbuki her dizide gördüğüm sahmelerden biri ;bir insanın yere düşünce onu gören erkek veya kadın ,çocuk ya da yaşlı bir türk evladının koşup pnu yerden kaldırması çok hoşuma giden sahnelerden biriydi . Ben düştüm ve türk evladı tarafından kaldırıldım .kaldırıldım derken ;bizim en zor günlerimizde bizim yanımızda oldular ,ve benim cahil büyümeme izin vermediler .Şu an şu kelimeleri yazan ben yazdıransa Türkiyem oldu . Türkiye ‘nin her harfi bedenimdeki damarlarımla anlaşmış beraber akıyor kalbim kanı pompaladıkça nefeslerim Türkiyem’e yaklaşıyor .
Belki Türkiye ‘nin hakkında çok bilgim olmayabilir ,ne kadar insan yaşadığını ,kaç ili olduğunu ,bilmiyor olabilirim ,ama bana Türkiye ‘nin rahatlağını görmeyi bekleten sabrım ve duygularım var . Bir kere gidip o beni yerden kaldıran toprağı öpmek isterim ,suyundan içip kendi vatanımı uzaklardan görmek isterim .Bizim yaşadığımız bahçede güneşli bir gün birden karanlık kopuverdi ,insanlar gece olduğunu sanırken güneş’in önüne kara bulut geldi . Kara bulut zamansız yağacağını beklemeyen millet şemsiyeye ihtiyaç duydular . O şemsiyeyi tutan Türkiyem oldu. Kara buludu Güneş’in önünden yok etmek için gkyüzüne çıkmaları için merdiven lazımdı. Ortalıkta gezen canım ciğerim diyen insanalar merdiveni ortadan kesiverdiler . Biz dertten çürümüş olan çiçekleriz .Biz çürürken Türkiyemiz bize hem hava hem su ,hem toprak oldu .Mesela :bir dükkana gidip bir oje alırız ,onu çok beğendimizde arkadaşalrımıza dao dükkana gitmesini tavsiye ederiz . Ama biz Türkiye olan dükkana girmeden ürünlerinden faydalanıyoruz . Dükkanı gerçekten yakından görmek isteriz .
Biz yetim kaldık ,Türkiye bize kollarını açtı , yaşlarımızı döktürmemek için önümüze barış mendili attı .Türkiye ‘ye gitmek en iyi ötelere gitmek ,arkadaşlarla takılmak ,seyahet etmek ,selfi fotoğrafı çekmek değil hedefi. Benim isteğim ;yaşlı ninemin ellerinden tutup yolu gösteren Türk evladının ninesinin elinden tutabilmek ,şehitlerimizin yanında evladını şehit eden bayrağa ayaklarımla gidip önünde saygısına durabilmek . Bizim acı yiyeceklerimizden yiyen hocalarımızın acı yemeklerinden yiyebilmek ama anlayamadılar ki …
Bu arada bunu da söylemek isterim . Bevimizin yanında yani Habibe Kadiri Kız Lisesi’nin arkasında bir cami var . Türk hocalarımızın sayesinde her akşam o caminin çeşmelerinden su akıyor . Hekes için su ve normal bir çeşme olabilir ,ama biz baŕış sussuzlukları için o su değil hayat…

Belki dış ülkelerde bir çeşmenin kıymeti olmayabilir ,ama bize kalınca; oğlu olmayan küçük kızının babası ramazan ayında iftar edebilmesi ,Alllah’a kulluğunu sabit etmesi için kızını bir çeşme önünde saatlerce sırada beklemesi ezan okununca su ile eve koşması babasının iftar edip fakir ailenin yüzünde tebessum aşikar olması can Türkiyem üzerinde bitiyor.

Hep gençler Türkiye dediler , her gun bomba ,roket sesleri duyulsada gitmek kelimesinde vazgeçmediler , niye Dubai degilde Türkiye ?

Çünkü :bizi ve duygularimızi anlayan ve onem veren güller ve bülbüler var , hep bana Turkiye’ye gidemeyeceksin diye senelerce kulağıma okudular , işte bir gün lafı guzaflardan bıktım , iyice yoruldum , annneme “anne sen Turkiye denizi ol babam da gökyüzü bende ikisi arasinda ucan kuşlar olayım “dedim .Annem “yavrum o ülkenin denizi olabilmem icin çok güçlü olmam lazım “dedi . Anneme “Anne sen sen çok dert cekmiş güçlü tamda bir deniz olabilecek annesin dedim . Annem deniz oldu banam gökyüzü ,hadi kızım kuş olup uçta biz görelim dedi . Yazdığım hikayelerde o denizde gemi oldu . Böyle derken hava karardı , yağmur yağmaya başladı , pencereden dışarı bakarken pencereden gelen yağmur taneleri gözyaşlarımla yoldaş oluyordu , hemen sonra güneş çıkıverdi , mutsuz çiçekler açmaya başladı .
Pencerenin önünde oturup son bahar güneşini işığı kirpiklerimin ucunda rengarenk daireler oluşturup her bir renk de Türkiye için akan kanimla anlaşmış ortalikta oynaşıyordu , hoca ders analtıyor , kalbim ve ruhum ikinci bayrağımın didarı yakın diye çırpınıyordu , biz bardak Türkiyemiz ise çaydanlık çaydanlık içindeki sıvi ise insanlik , beraberlik , kardeşliktir , ben kalbimin şeklini ve rengini göremedim .Türkiye’ye gidip elimden gelenlerle kalbimin manevi şeklini görmek ostiyorum , senelerdir döktüğüm kan yaşları gülümsemelerle yıkmak istiyorum . AH TÜRKIYEM!
Türkiyem sana gelip deniz kenarına oturup suyuna dertlerimi anlatmak istediğimi , Istanbul köprüsüne bakıp içimdeki bekleyışleri sona erdirmek istediğimi bir bilsen kendin bana kavuşursun . Deniz kenarında küçük kızdan mendil satın alıp bir tanecik simit alıp yerken iki arkadaşın benim tekliğimi ve mutlu olduğumu izlemeleri en büyük hayalerimden biri. Istanbulu en yüksek noktadan izlemek hasta olan her damarımın ilacıdır .Işte her şey Türkiyem üzerinde bitiyor .Seviyorum seni Türkiyem….

Bu kompozisyonun okulumuzda olan kompozisyon yarışmasinda yazmıştım ve birinci oldum , beni buraya kadar yetiştiren , bana mutluluğun yönünü gosteren , şimdilik yanımızda olmayan hocama çok çok teşeķkür ediyoum ..

Nil HOROSANI

02.02.2018

Ah çocukluğum ! 

Ah çocukluğum !
küçükken yağmur yağınca çok sevinirdik ,dışarı çıkmk için bahneler arardık
ANnemiz izin vermeyip ıslanıp hastalanacağımızı söylerdi.
HIç dinlemezdik ,
Yalvara yalvara dışarı çıkardık ,ıslanıp hastalanacağımızdan hiç korkmazdık .
yağmur çok yağınca küçük küçük çukurlar sudan dolup ,bizi beklerdi ,bizde ablamızın gereksiz defterlerini alıp sayfalarını koparıp bilene kağıttan gemi yaptırırdık ,gemilerimizi alıp su birikintilerine koşardık ,gemilerimizi suya bırakıp alkışlar ve nedensiz gülüşürdük , birde çok küçük arkadaşlarım suda oluşan kabarcıkları mantı sanırlardı , yağmur yağmaya devam ederdi bizim eğlencede hiç bitmezdi .Mantıda pişerdi .

Bu gün yağmur yağıyor ,yine bir köşeden izliyorum yağmuru ,yağmur değişmemiş , yağışıda değşmemiş ,sadece ben büyümüşüm ,artık nerde o gemiler ,aslında kağıtan oluşan gemilerimiz, ateşsiz pişen mantılarımız ..
Yine su birikinteleri oluşmış ,küçücuk deniz olmuş ,ama ben hangi denizdeyim anne !

Gemilerim kağıttan olmuyor ,denizlerimde büyümuş galiba
Hangi su birikintisine baksam çocukluğumu hatırlatıyor bana !
Artık ne küçük denizler kaldı ne gemiler
Sadece ben ,yağmurun yağışı ,ve geçmişteki dugular

Keşke hiç büyümeseydim
Çocuk kalsaydım ,
Gemilerim kağıttan
Gülüşlerim gerçek
Kabarcıklarsa mantı kalsaydı ,

Şimdi yağmurun yağışı bana başka şeyleri ifade ediyor
Her ne kadar çalışsamda çocukluğuma dönemiyorum
Bazen hava sadece bulutlu olur yağmaz ,
Işte bu gün benim içimde sadece bulutlu yağmak istemiyorum
yağmurun yağışını izleyip ,içime zamanında yağacağını öğretmek istiyorum ..
Ne içim beni dinliyor
Ne yağmur yağmasından vazgeçiyor
sadece çocukluğumu özliyorum
Ah çocukluğum !

Keşke hiç büyümeseydim ..

Nil HOROSANI
20.02.2018

Dünya ‘nın neresindeyiz ?

Küçük bir hastane ,
Doktor sayısı çok az , hatta iki yada üç tane diyebiliriz
Hasta o kadar çok ki sırada beklemekten bıkmışlar enerjileri bitmiş ,
O gùn bende hastalanmıştım o hastaneye başvurmuştum
Hiç sıra gelmiyordu , bebeklerinin ağlayışına dayanamayan anneler bağırìyor haddi doktor bey biraz çabuk diye bebeklerini susturmaya çalışıyordu .
Hastaları görünce kendi hastalığımi unutuvermiştim .
Benim dikkatimi ;  köyden gelen ayakklarìnda çizmeleri olan
Başı bağlï , renkli ceketler giyindirilmiş olan küçük kız çekti kardeşi ve kendisi hastaymış , koltuğa oturmuş annesiyle beraber , sıra bekliyordu
Elinde bir tane portakal vardı , çok mutluydu çünkü babası ona portakal almıştı ,
Annesine baktı annesi birazdan işleri biteceğini söyledi ,gözleri simsiyahtı , gözleri çok hoşuma gitmişti ,kardeşine baktı kardeşi ağlıyordu nasıl olsa da onu susturması lazımdı , yaşı hala çok küçüktü ya üç ya dört yaşındaydı, annesi bir türlü kardeşini susturamadı ,ablası siyah gözlü melek elindeki portakalı aldı kbuğunu açtı ikiye böldü yarısını kardeşine verdi yarısını da kendisine aldı . Bu sahne çok hoşuma gitti birazdan iğne den korkup ağlamaması için kendisine alınan portakalı kardeşiyle pylaştı ,iki küçük çocuk bir biriyle anlaşıyorsa ,yiyeceklerini ,korkunçlarını paylaşıyorsa peki biz hala neden kimseyle anlaşamdık ,paylaşamadık .

Bu soruyu kendimden sormaya ihtiyaç duydum “Biz Dünya’nın neresindeyiz?”

NIL HOROSANI
12.02.2018

Yok …

Herkes niye şikayet ediyor 

Kimin  şikayeti yerli desek şoyle başliyorlar; 

Biri ; Benim güzel moda bir evim yok 

 Biri ; benim güzel arabam yok , arakadaşlarım gibi üniversteye gidemiyorum 

Biri; Allah aşkina bırakın şunları benim için evi süpüren bana yemek pişiren bir hanımım yok , biri de benim annem yok biri de babam yok 

Biri de sırdaşım yok , biri param yok , biri de güzel elbisem yok , biri de yemegim yok , biri bu yok o yok her sey yok ile bitiyor . 

Ama kimse demedi her şey var kardeş,  yok olan şey ben ve sen şu koskoca dunya da ne kadar çok şey var nasilda yok diyebiliriz … 

ALLAH her zaman bizimledir kendimizi yok etmeyelim .❤

Gökyüzü 

Her zaman ki gibi dertliydi kalbi
Hìç bir söyleyecek kelime bulamıyordu
Kime ne diyeceğini saatlerce düşünüyordu ,
Sadece bildiği şey onu kaplayan o an ki sessizlikti
Çok uzaklardan sesler duyuluyordu
Ama bu sesler neyin sesi olduğunu kimse bilmiyordu
Gökyüzü o gece çok güzeldi
Yıldızlar parlayıp , Ay da sırdaşı gibi duruyordu
Kendini gökyüzüne bıraktı
Ve derin derin nefes almaya başladı
Kalbinden gelen sesler onu yenmeye çalışìyordu
Aşk mıydı ?
Hayır şu Dünya ‘da Allah ‘tan başka seveni yoktu
Yetim miydi ?
Yok anne babasî evde sohbet ediyorlardı
Peki fakir miydi ?
Hayır yeterince merhameti vardı , şefkatlıydı .
Peki ne olmuştu ve ne istiyordu ??
Işte bu soruyu kendisinden sorup cevaplamaya çalışıyordu genç kız .

Gök yüzüne dalmış hiç bir şeyi fark etmeden kendisinden soru sormaya hazïrlanıyordu
Çok açìk ama güçlü bir cümle soyliyordu
“Bunlar varken sen ne istiyorsun ey insanoğlu ‘deyip gökyüzüne bakmaktan vazgeçmiyordu . 😢

       

                                                                                                         Nil HOROSANI 

                                                                                                            10 .02.2018 

PISMAN OLAN HIRSIZ 

Gece çok geç vakti uymak için yorganını başına çekti .O an kapı zilini duydu ,kapı zili ard arda çalınıyordu ,”Allah Allah töbe bu gece vaktinde kim olabilir”cümlesiyle kapıya doğru yürüdü .Yalnız yaşayan kadın biraz korkmuş gibi görünüyordu ..
Biraz korkmuştu,   o anda mutfaktan çok değişik sesler duyuluyordu .kadın tüm cesaretini topladı , ve kapiya doğru yürüdü . 

Kapıyı açmak istemedi , ama yine birilerinin yardıma ihtiyacı vardır diye icinden kapıyı açma isteği geliyordu  , merhametli kadın herkes yardım ettiği için yine kapı dışindakini bekletmek istemiyordu , kapı dışında bir hırsız geldigini anlmamaıştı , kapıyı açti mı saldırdılar kadıncağiza kafasına çok sert bir şey değdiğini hiss etti ve oracikta yere düşuverdi , kadın bir şaldırışla ölmüştü , bu kadının yalniz yaşayaninı bilen hırsızlar odaları dolapları , her yeri aramaya başladılar , ama ne altın vardı ne para hiç  bir şeyi yoktu hırsızlar çok kızmışlardı , ve birbirlerine bakıp   öfke ateşinde yanıyorlardı , hiç bir şey bulamadılar ve gidip kadinı kaldırdılar , kadinın öldüğünu fark ettiler hırsızlar hiç bir şey bulamayıp kadıni öldürdükleri için çok pişman olmuşlardı , çaresizce pişmanlikla ölüyü evde bırakip çekip gittiler . 
                                                                                                    Nil HOROSANI 

                                                                                                         14.02.2018

لبخند نرگس 

سالها قبل دختری بنام ثنا با خانواده کوچک و رنج دیده در یک محله زندگی میکرد .دختر خیلی مهربان ، دلسوز ، کمک رسان ، خوش اخلاق ، و صبور بود . تمام دختر محله دختر را  می شناختند  و همه با وی رفتار خوب میکردند و ثنا نیز احترام متقابل را حفظ میکرد . ثنا خیلی می کوشید تا در جامعه خود ارمغانی را تقدیم نمیاد ، سن دختر نزدیک به هژده بود ، ثنا همسایه های داشت که وضعیت اقتصادی شان خیلی بد و نسبت به یکیدیگر بدتر بود ، ثنا کوشش نهایی خود را میکرد تا لبخندی به لبان هموطنانش بیاورد ، همیشه می گفتند که : لبخند کودکان آرامش میدهد و انسان را وادار به کار های نیک میسازد 

 ثنا آنروز به مکتب میرفت که دختر همسایه اش نرگس به دستش مقداری پولی بسیار کم با چهره خسته بخاطر آوردن بوره برای صبحانه از خانه بیرون شد ، و روانه کانتین شد ، ثنا وقتی نرگس را دید سخت اندوهگین شد و از بیک خود خرچ مکتب آنروزه اش را کشید و به نرگس داد و به نرگس گفت ” عزیزم این مقدار پول را بگیر و بوره زیادتر بیاور تا فردا هم با خانوادت نوش جان کنی “نرگس که خورد بود و سخت به آن مقدار پول ضرورت داشت قبول کرد و با گرفتن آن پول در چهره نرگس یک لبخند شیرین و به همانند روشنایی طاوع آفتاب بعد باران درخشید ، و دندان های صدف مانندش جلا میداد ، و نگاه های پر از صمیمیت و عشق به ثنا نگاه میکرد و در نگاه های نرگس یک امید یک تشکری خاص یک صمیمیت ، عالمی از عشق پنهان نهفته بود و با عمق دل نگاه میکرد ، آنجا بود که با دادن اندکترین پول ثنا قلب نرگس را کودک فرشته مانند را فتح کرد ، وقتی ثنا لبخند نرگس را دید یک احساس آرامش به وی رخ داد و آرامش درونی خود را حفظ کرد و آنروز بود که سخنان بزرگانش را تجربه کرد ، ثنا ازین صحنه مملو از احساسات برامد و به راه خود ادامه داد .مقداری پولی شاید اکثرا ارزش نداشته باشد ولی توانست قلب نرگس را بدست بیاورد ، و ثنا را وادار به کار های نیک بسازد ،. 

 زمان ، مکان ، تاج ،  تخت ،مقام، هیچ چیزی مهم نیست وقتی توانستی قلب کودکی را فتح کردی بهترین حاکم جهانی ..💪❤👑
                                                                                                  نویسنده : ناجیه احمدی 

                                                                                                 18.06.1396 

مادرم کجایی؟ 

مادرم کجایی؟
مادرم کجایی؟ نمیدانم کجایم من ؟
دستم میلرزد سرم را نمی توانم بلند کنم
مادرم بیا ببین بیچاره شده پسرت
به دنبال نگاه تو هنوز نفس میکشد
نمیدانم چی شده ولی درد دارم مادرم خیلی درد
صدایی چند پیش صدایت نبود
صدایی وحشتناکی بود با درد خویش

قرار بود امشب با دستان پور از میوه به خانه برگردم
امشب قرار بود با موترکی سرخی که پسرم انتخاب کرده بود
به نزدش بیایم و بزرگترین آرزویش را بر آورده کنم
فکر کنم نمی توانم مادرم چون سخت دلگیرم
دلگیر ازین میدان خونین قلبم
بیا ببین مادرم دست و پایم درد دارد
از زانو هایم خون جاریست
خونم را پاک کن مادرم کسی نیست بیاید پیشم
خون هایم متوقف نمی شوند مگر اینکه تو نیایی
به یاد آنروزی افتیدم که از زینه حویلی افتیده بودم
دوده آمدی و مرا به آغوش گرفتی و سرم را نوازش میکردی
روی زخم های پایم مرحم می گذاشتی
مگر این زخم هایم را نمیبینی مادرم
مگر این خون هایم حالا برت مهم نیست
بیا و مرحم بگذار مادرم هنوز من پسر تو ام پسری که ؛
سالهاست بخاطر آینده خوبش شب و روز ها پشم می گریسی
اشک هایش را اجازه نمیدادی که بریزد پس امروز کجایی مادرم ..؟

من نا توانم میدانی چرا ؟
فعلا در بین اجسادی قرار دارم که با دل های پر از امید و یک عالم آرزو
به روی زمین به گونه زنده ولی بی جان افتاده اند
این چی روزی است خدایا !
این چی حالتی است که ما داریم
دستی خواهری دیدم که روزانه سر صد ها شاگرد را نوازش میکرد
پای پدری را دیدم که بخاطر دو لقمه نان حلال روزانه هزار ها کیلومتر را قدم میزد
چادری دیدم که خون پور از مادری که بخاطر دیدن پسرش میامد
دستی که هنوز بخاطر گرفتن قلم منتظر بود
دستی کودکی را دیدم که نیمه جان بود
به سویم نگاه میکرد و گریه میکرد
چشمانش به دنبال مادر عزیزش بود
خدا میداند مادرش در زیر کدامین سنگ سختی این دنیا بود

خاستم نزدیکی کودک معصوم و نمیه جان برسم
چشمانش اشک پر و سویم اشره میکرد
رنگ رویش مثل آفتاب در حال غروب بود
نمی توانست صدا بزند ، به گلویش لین برق پیچیده بود
خاستم بلند شوم ، پا هایم از کار افتاده بود
از تمام جایم خون سرازیر بود
قلبم میلرزید پاهایم حرکت نداشت
زبانم گنگ آمده بود
زیر لب جمله های پی در پی را زمزمه میکرد
کاش می توانستم برسم به نزدش دستش را بگیرم
از رویش ببوسم
بردارمش ازین رسوایی و اتفاق جاهلانه
در بین قبرستان نبودم ولی
در بین برادران و خواهران عزیز بی جان بودم
مادرم بیا ببین آن پسری که هر روز برش نصیحت میکردی متوجه خود باش
نتوانستم متوجه خود باشم

کناره هایم پور از دست و پا های بی جان افتاده
یا رب این چی وضعیتی است در بین انسان های سر و پا افتاده
پدری را دیدم که با صدایی بلند چیغ میزد به دنبال تکه از گوشت بدن فرزند مثل دیوانه ها می دوید
مادری که تمام جایش خون پر زیر شیشه های شکسته فرزند می پالید
زنی را دیدم که سرسخت نگران هنوز از عزیزش خبری نداشت
ولی امید زنده بودنش به چشم خود می بالید

فعلا کی استم کجا هستم نمیدانم
مثل روزی محشر بود کس به غم کسی نبود
چنین که هر کس به دنبال اعمال می تپید
جایی بودم که برادرانم کنارم خوابیده اند
یکیش بی پای و یکیش بی دست و یکیش هم بی سر است
هیچ کدامش پسر وزیر یا وکیل پارلمان نبود
همش کسانی بودن که مزدورکاران بودن
لباسی چند قیمتی در تن نداشتن
میدانم دیگر توان بلند شدن ندارم

مادرم خدا میداند من دیگر بر میگردم یا نه
ولی فرزندم را به خدا و به تو می سپارم
حالا که نمیدانم کجایم باید تو هم هیچ وقت ندانی
به دنبالم نیا آواره میشی حالم را دیده نابود میشی
خوب میدانم چند دقیقه بعد داخل تابوت خواهم بود
پیش روی امام به نام میت یاد خواهم شد
یا هم که بنام شهید یاد خواهم شد

سرم را بلند نمی توانم میدانی چرا ؟
چون شرمنده ام از خود
شرمنده ام از حالت خود کنارم شهیدان خوابیدند هنوز من نفس میکشم
پسران مان یتیم مادران مان داغدار شدن

یا رب تو خودت قضاوت کن
میگن نه انسان اشرف المخلوقات
ما که انسان بودیم اشرف المخلوقات بودیم
ولی هیچ گاه نتوانستیم ثابت بسازیم اشرف المخلوقاتیم
به حال مان پرنده گان آسمان گریه دارن

مادر دیگر توان حدف زدن ندارم
فکر کنم جایم به گلویم رسید
تو را و تمام عزیزانم را به خود میسپارم
شما را خیلی دوست دارم
مادرم مرا ببخش نتوانستم چادری که سالهاست به آرزوی خریدنش بودی را برت بخرم
نتوانم ازت حفاظت کنم
حالا به جای میروم که قرار بود بروم
من حالا نمی خاستم بروم ولی قبل از وقت برایم انتخاب نمودن
مادر مرا ببخش اگر روزی بی اعتنایی کردم ، اگر روزی قلبت را شکستم
میدانم آرزوهایت نیمه ماند ، من ازت در آخر یک خواهش دارم
موترکی سرخی که پسرم انتخاب کرده بود را برایش بخر
اولین و آخرین خواهشش از پدرش بود

مادرم گریه نکن چیزی زیادی تعغیر نمیکند
فقط بعد ازین سر دسترخوان حاضر نمیشم
صدایم را گر می خواهی بشنویی آهنگی را که دوست داشتم را بشنو
می خوای بویم کنی فرزندم را به آغوشت بگیر
می خواهی مرا ببینی سرم مزارم بیا
فقط بستر خوابم را تبدیل نی کنم
به جای لیاف رنگه خاک را به سرم میگیرم مادرم

حالا من میرم وقتش رسیده
تنهایم مادرم ، دوستت دارم هایم را فراموش نکن من نتوانستم تا آخر قهرمانت بمانم
پسرم مرا ببخش دیگر نمی توانم دستان تو را ببوسم
تو به گفته دنیا پسری یک شهید قهرمانی
زیاد شوخی نکن و مادر کلانت را ازیت نکن
قلبم را عشقم را نفس هایم را به این دنیا میمانم
خداحافظ عزیزانم
من رفتم دیگر توان برگشت ندارم
خداحافظ
الوداع دنیایی فانی 😢

نویسنده :ناجیه احمدی
07.11. 1396

روزگار پایان نا پذیر 

گویند زندگی دو روز است به پایین خواهد رسید
ولی نه !
زندگی دو روز نیست هر باری که درد میکشی
زندگی برت ثابت میکند که چقدر طولانی است
هر باری که صدمه میبینی ورق نو میزنی در سرنوشت
اشتباهات که در ورق های گذشته انجام دادی را نمی توان جبران کرد
ولی می توان از نو آغاز کرد
از همه چیز خسته شده یی
تمام چیز های که که در چرخ روزگارت می چرخد
تنها همدمت بالشتی است که هر شب باران بی پایان چشمانت را
بدون سر و صدایی تحمل میکند
بهانه های بی جا فرار از زندان غم
ولی غم مثل سرطان در قلبت ریشه میکند
نه درد دارد و نه طبیب
فقط میدانی که بگذاری بدست این دل غریب
خود را نمی شناسی
نمیدانی در کدام حالتی
نه خسته ، نه غمگین ، نه نا امید ، نه ترک شده ، نه دوست داشته
فقط چیزی که میبینی خنده های اجباری در لبان روی جامعه
درمانت فقط اون بالایی است که میبیند
مرحم قلب خسته ات است
کاش بدانی و طاقت کنی
که این هم می گذرد
میدانم سخت ولی حتما می گذرد

انسان نه تاب دارد نه طاقت
فقط گله و شکایت
گریه کردن نه نشان دهنده قدرت است نه ضعف
فقط وزنی درونی است که نمی توان نگهش داشت
مگر اشک چقدر سنگینی دارد وقتی میریزیم به اندازه برگ درخت سبک میشیم

روزگار میرسد میبینی
که در دشتی هستی نه آب و نه آفتاب
فقط کلبه ویران ، نهال های نیمه رفته زیر خاک
یک احساس و تنهایی
در سایه درختی بی ثمر همانند ماهی بدون آب
نه حیات است و نه جان و نه جهاد
فقط خاکی که می توانی لمسش کنی
و قلبت را دفن کنی
صد بار اگر توبه کنی قبول نمیکند این دل پاک

هوایی نا خوش آیند و تاریک
تو را میلرزاند از یاد گذشته های دردناک
یک بادی می وزد که موی هایت را به آسمان
نگاه هایت را به باران
دستانت را به سوی دعا
قلبت را به خدا میرساند

ای باد بوز که خیلی برت احتیاج دارم
صدایم را گر بشنویی ناله نه ز جانم شکایت دارم
باران که نبود چتر را جی باید کرد ☔
مرگ که نبود زندگی را چی باید کرد
آسمان که نبود زمین را باید چی کرد ☁
من که نباشم جان را چی باید 😢😢😢

نویسنده: ناجیه احمدی
18.11.1396