BILINMIYOR

Yani Hayat …! 

Ben çok soruları cevapladım . AMA tek cevaplayamadıgim bir soru senelerdir içimi yiyor neden ! 

Neden insanlari kendini birine sevdiremiyor , sevdirdıği zamna sevdirdikten sonra da bıraķipngidiyor neden ve nasıl ? 

Bu mu yani insanları kalbindeki  ve aklindaki sevgi hacimi? 

Bu mu yani canları çıkarıp cana can olmak isteyen canların gayreti ! 

Bir türlü ben anlayamadım ! 

  • Aslinda anlamak zor değil , anlamak yok ortada aĺişmak diye bir şey var  maalesef , kim nerde nasıl sevileceginden haberdar değil , ama terk edilduği zaman niye ve nasıl sevdiğildini anlar …!🙅 
  • Sevmek sevilince anlaşilmiyor ki , sevilmek mi güzel sevmek deseler ben de şairlerimiz gibi sevmek derim .Çünkü insan hiç bir zaman sevildiğinden emin olamaz , emin olmak istediği zamanda başka birinin aşk diyarinda ya da toprağa karışmış oluyor ne yazık ..! 

                          Nil HOROSANI 

                              07.05.2018

    Reklamlar

    OSMAN BEY IN MUTSUZ GENÇ KARISI

    Yine her zaman ki gibi partiler ,sıkıcı ve sadece mal mülklü partiler başlamıştı.Babam kızım hadi hazırlan demeleri taa beynime yuva yapmıştı ,dünya dışı ne oluyor haberi olan baba ,kızının kalbinden haberi yoktu ,her zaman ki gibi babama gitmeme ısrarında bulunupta ama yine götürlmem bana sıkıcı geliyordu.Dolabımı açıp hangi elbisemi bu kere giyineceğimi saatlerce düşünmem annemi sinirlendiriyordu .En güzel elbiseleri giyinip ayna karşısına geçince makyajlarımla eğlenmek isterken ,aynaya bakıp resim çekmek isterken içimden bir yalnızlık kokusu çıkıyırdu.Zorla makyaj filan sürerek sıra ayakkkabılara geliyordu ,bir kraliçenin ne kadar ayakkbısı çok olduğunu düşünmek bile size zor gelebiliyordur .Sadece ayakkabı değiI o parfümler ,o makyajlar o ayakkabılar sanki biri shopping için gelmişe benziyordu odamın içi.

    Merdivenlerden tıkır tıkır inerken yine dişarıya çıkıp mutlu olmayacağmı düşünürken annemn sesi kulağıma geliyordu .Giyindiğim şeylere evimizde çalışan kızların ağzı açılmış işlerini unutuyorlardı .Herkes benim gibi yaşamak isterdi ama ben benim gibi olmalarını hiç istemiyordum .Bilmiyorum neden ben böyle servetli ama tek idim .Babam arabanın kapısını açıp “buyurun güzel kraliçe” dediğinde yüzümde zorla bir tebessüm misafir oluyordu .Nereye gideceğimizi bilmiyordum ve sormamıştım ,zaten belliydi yine ;kaç fabrika işleriyle uğraşıyorsunuz ,kaç bankayı idare ediyorsunuz falaan filan soruları soran insanlarla karşılaşacaktım .Ellerinde şarap hiç anlamı olmayan müziği açıp burdan oraya ,oradan buraya dans etmeleri herkes için eğlence benim için ise kabüstü .

    Yolda insanların herşeyle uğraştığını görünce derin bir düşünceye dalıyor ,içimde hiç.çözemediğim soruları çözmeye çalışıyor ,soru işaretleri kaldırmak istiyordum .Gerçek ve içten güldüğümü hatırlamıyorum .Bir rüyaymış gibi dokuzuncu doğum günümde içten güldüğümü hatırlıyorum .Benim herşeyim vardı her şey ama tek olmayan şeyim duygu ve muhabbbet aşktı . Arabanın .duruşuyla silkindim ve arabadn inecektim ki dışarıdan bir el uzatıldı .Yüzüne merakla baktım saçları sarı yaşı altmışa yakın cebinde sigara kutusu görünen çok işlice giyinen bir adamdı .Elimi vermek istemedim ama saygıyla “buyurun prensses “dediğinde kalbim yumuşadı ve saygısını kırmak istemedim elimi elline koydum bu davranışım babamın çok hoşuna gitmişti .Ayaklarımı arabadan çıkarıp kırmızı güllerle kaplı halının üstüne koydum o sırada o yaşlı adam boynunu eğdi ve elime bir öpücük kondurup hoş geldiniz dedi .Hiç hoşuma gitmeyen bir davranıştı elimi hemen çektim ve kaşlarımı çattım .Bu hareketim babamı ve yaşlı adamı üzmüştü ve yüzlerinde bir utanç damarı bulundu .Gülümsemelerle bu konuyu kapattılar .

    Içeriye girdik hmm her zamanki gibi her yer çok güzel ,çiçekler ,masalar ,süslemeler ,o dikorlar süper görünüyordu .Bu arada yaşlı adamın ismi Osman Bey olduğunu öğrendim .Osman Bey yine bizim yanımıza geldi .Elindeki içecekler hiç ona göre değildi ,yine kulağıma hoş değmeyen konular başlamıştı ,ticaret ,para ,banka ,şirket filan derken babmın yanından ayrıldım .Her tarafa bakınırken bir genç gözleri mavi olan uzun saçlı kız yanıma geldi .Merhaba demek isterken bana “Osmanım ‘dan uzak dur yoksa bana kefenini diktirirsin “dedi .Allah Allah bu sözler neydi ben hiç bir şey anlamamıştım ki morelimi bozdu zaten parti sıkıcı geçiyordu .

    .Babama eve gitmek istediğimi söyledim biraz önceki Osman Bey çok dikkatli ve rahatsız edici şekilde bakıyordu .Babam daha yeni geldiğimizi söyledi .
    Osman Bey bilimiyorum neden ama hep benim etrarafımda dolanıyordu . Yine yanıma geldi benim neyden hoşlanıp neyden hoşlanmadığımı sormaya başladı , adam iyice morelimi bozdu hadi ya birde elimden tutmaya çalışıyordu .Adama hakkını vererek yüzüne tüküresim gelerek yanindan uzaklaştım birde çok korkmuştum . Hemen eve gitme ısrarında bulundum eve geldik cehennemden kurtulmuş gibiydim . Yatağıma uzandım biraz önceki yaşlı elleri hatırlıyor azap çekiyordum ,ellimden öpmesi uykumu kaçırmama neden oldu o gece . Pencerenin yanına gelip ayın güzeliğini izlerken yine komşumuz oğlunun bana baktığını fark ettim , çocuğa çok bakmadım bana ne herkes gibi o da bakıyordu işte . Hiç aldırış etmeden kalbimi zindan dan kurtarmaya çalışıyordum . Annem kapıyı tıkırdatıp odama girdi “noldu kızım niye hâla uyumadın yoksa hasta filan mı oldun “diye her yerime dokunup vücut sıcaklıkliğimdan anlamaya çalışıyordu .Annemin elini çekerek “birşeyim yok sadece yorgunum dinlenmek istiyorum “dedim annem de tmm diyerek dışarı çıktı .

    Biraz yazı yazmak istedim ,günlük defterimi elime aldım yine her zaman ki gibi yanlızlık kokuyordu sayfalar , yazılarımda her bir cümlesinde ölmüş ümitler görünüyordu , bu gece nasılsa geçmiyordu .
    Sabah olmak üzere gözüme uyku zorla misafir oluyordu , guneşin ilk ışığı gözüme çarptı ,pencereyi açtim sokaklara baktım herkes işine doğru koşuyordu , yine komşumuzun yakışıklı çocuğu bana baktığını fark ettim .Yine her zaman ki gibi sıkıcı ve mutsuz günler bana zor geliyordu . Her neyse gunler geçti , aylar geçti Osman Bey iyice bizi tanıdı ve bazen bize geliyordu .

    Bir gün beklemedigim bir olay yaşadım .Osman Bey bize geldi akşam yemegine misafir oldu .Yemek yendikten sonra ben odama gitmek icin merdivenlere çiktım Osman Bey de lavobaya gidecegim diye arkamdan geldi , elimi sıkıca tuttu ve bana bak deyip kendine doğru çekti beni .Çok korkmuştum bağiracam derken ağzımı tuttu ve bana ” kız senin neyin var beni kendine mecnun ettin mıknatıs gibi çekiyor bu gözlerin beni sana sevdim galibanseni hadi.çare bulalım buna yo hemen evlenelim “dedi elimi elinden çıkıp.”saçma sapan şeylere zamanım yok dedim defol gözümden zaten senin niyetin belliydi yaşlı domuz “deyip ilk adımı attığımda ” eger sen benimle evlenmesen babanı anneni oldüreceğim “diye tehdid etti . Önce inanmadım güldüm “hadi ya sen de kimsin beni tehdid edecek olan .Gözlerindeki ateş bir an gururumu kırdı daha hiddetli konuşmaya başladı bu kere ŞOKta kalmıştım inanmayacağımı bilerek telefonunda olan tüm cinayetlerin videolarını gösterdi . Hiç inanamıyordum gördüklerime ,gözlerimden yaş sel gibi akıyordu . Sanki hemen annemi babami öldürecekmiş gibi ödüm koptu ağladım .elimi bırak diye yalvardım elimi sıkı tutmuş sözünü bana kabullendirmek istiyordu . Herneyse elimi bıraktı yavaş yavaş yürüyerek merdivenlderden aşağı indi .

    Bende hıçkıra hıçkıra duvara yaslanmış ağlıyordum .Sanki hayatım sona ermiş gibi veda zamanını düşünüyordum .Şimdi ne olacaktı sesimi Allah ‘tan başka duyan biri yoktu o anda .Kalbimin daha nerde olduğunu bilemeden onu gömmek zorundaydım .Ellerim titriyordu biraz önceki sahne unutulmaz bir sahneydi .Sonra Babamın sesi aşağıdan duyuluyordu ,sanki beni bekliyorlardı ,ayağa kalktım yaşlarımı sildim , istemeyerek zorla yavaş yavaş korkarak aşağı indim korku gözlerimde yuva yapmıştı elim titriyor zorla yutkunuyordum .Osman Bey benimle konuşmak istiyor gibi gözlerime bakıyordu . Yemekler yendi sohbetler edildi ama beni rahatsız eden biraz önceki olay vicadınımı rahat bırakmıyordu . Bu gece nasıl geçecekti bilmiyordum .Çok düşündüm o olay kabüsmüydu ya gerçek hayatımın en zor günüydu …
    Yarın sabahı Bir mesaj sesiyle uyandım ,kimse bana mesaj atmıyordu mesajın kim atığını merak edip bi baksam “Günaydın aşkım aşkımı sabit etmek için birinci.adımı attım “yazıyor bir de Hatice teyze yani komşumuzın çocuğunun eli ayağı bağlı bir karanlık odada ağlıyordu bu videoyu görüp kalbim paramparça oldu korkup yalvararak hemen osamn ‘ı arayarak ne istediğini sordum .Filnca kahvehaneye gelmemi istedi hemen hazırlanarak ayağım ayağıma yetişmeyerek koştum .Annem babam sabahleyin böyle aceleyle evden çıktığımı görünce endişelenmişlerdi . Taksiyle gittim osman orda beni bekliyordu . Buluştuk bu buluşmamız Hatice teyzenin çocuğunun özgürlük ödeyişiydi .Osman nasıl bir pislik olduğunu öğrendim artık bu tuzağa düşmüştüm kurtulacak yolum yoktu .
    Bana anne ve babama bir şey desem onları da ya kaçıracak yada öldüreceğinden emin etti .Artık anne babamı kurtarmak için sadece bir yolum vardı oda yaşlı osmanla evlenmekti .Bir kaç kere ötelerde filan buluştuk ama ben zorla gidiyordum mecburdum .Sonara annemler beni osmanı sevdiğimi zannetiler Osman da bir gün beni.istemeye geldi annemler benden sordular bende mecbur olduğumu için razı olduğumu söyledim .Odama giderek hıçkıra hıçkıra ağladım .Artık benim hayat bitmişti hiç ümit kalmamıştı gençliğimi feda edecektim ama ben hayattan böylr bir beklentim yoktu ben daha yaşamak istiyordum .Hayatım zindana dönüşüyordu . Ama ben hiç bir şey yapamıyordum .Elim ayağım bağlıydı .Sadece izliyordum başka yapacak bir şey kalmamıştı .Kalbimi gömüyordum o günler .Toprak çok ağır geliyordu kalbimin cenazesine …

    Iki ay geçmişti nışanlığımızdan artık evlenmeye karar vermiştik . Ben mazlumdum kimseye ağız açamamıştım ,osman da beni seviyordu sanmıyordum .Yorulmuştum her şeyden intihar da edemeyecektim osmanın nefesleri nefeslerime bağlanmış gibi heryerde beni koruyordu .Nihayet evlenceğimiz gün geldi .Çok şanlı ve şevketli evlendik ama benim içimde bir yalnızlık ve mazlumca bir rüzgar esiyordu en küçük bir tebessüm de kimse göremedi o gün dudaklarımda .Ben artık o gün ölmüştüm beyaz elbiseyle düğün salonundan gelin çıkıyr diye herkes alkışlıyordular .Ama kimse gelinlik adına beyaz kefen giyinen çaresiz kızı görememişti .Giderken anneme sarılıp tüm yanlızlığımı genliğimdeki üzgünlüklerimi ama yinede güzel olan mutsuz günlerimi anneme tapşırdım ve en güzel günlerme veda ettim ben bittim elveda güzelgünlerim .elveda hayaììm…

    ..
    ÜÇ SENE SONRA …
    Hayat işte evlilğimizden üç sene geçmişti hala osman ‘dan nefret ediyor ve onu görünce metrelerce kaçıyordum . kötü günleri anlatmak zor işte Ama osman’dan nefret etsemde beni hayata bağlayan tek biricik hayat nedenim artık Mert oğlum vardı dün tam üç yaşına girdi .Baba hiçbir zaman Osman oğluna güler yüzle bakmamıştı . Hep işi gücü meyhaneler , diskolar işte kızları parayla satın alıp gece gündüzünü haram işlerle geçiriyordu ,şerefsizliģin haddi yoktu her nedense aylar geçti bir gün odamda oturup kitap okuyordum .Masamın üstünde duran telefonuma bir mesaj geldi mesajı okudum analmlı bir şey yazmıyordu sadece 20 dakika sonra…yazıyordu .

    Hiç aldırış etmedim Allah bilir kim ve nerden rahatsız ediyordu . Bir kaç dakika sonra kapı zili çalındı . Zaten aşağıya inmeyecektim çünkü kapıyı açacak olan hizmetçiler vardı . Iki üç kere zil çalındı kimse açmadı galiba . Bu kere aşağıya inmem lazım gibi gorünüyordu . Aşagıya indim kapıyı açan yoktu mutfakta da kimseler görünmüyordu . Kendim açtım kapıyı osman gelmişti “hanımcığım başın sağ olsun “diye bana sarıldı ne demek istiyordu acaba . Hemen osman’i iterek “ne demek istiyorsun benimle dalgamı geçiyorsun “dedim . Gülerek bana baktı annen ve baban sana son kez selam söylediler dedi . Olduğum yerde dona kaldım . “Yoksa anne babamın başına bir bela getirdin mi “diye ağlamaya başladım .

    Ben mutfaktan çıktım osman bey ile hanimı çok şiddetli bir şekilde tartışyorlardı . Bende evde çalışan hizmetçilerden biriyim , Osman Bey ile hanım efendi hiç bir zaman adam aklina denk gelecek şekilde konuşmaldılar. Üç senedir bölünmeyen mirasları varmış gibi tartışmalrala yaşiyorlar ,Osman Bey hanim efendiye bir tokat attı ve hiddetlenerek hanim efendiyi itti hanım efendinin başıda duvara çarptı ve oracikta bayılıyıverdi . Koşarak yanına gittim yerden kaldırdım yardım edin diye bağırdım mutfakta çalışan arkadaşlarimda kendilerini yardima yetiştirdiler . Hanım efendiyi hastaneye götürdüler . Iki gundür hanım efendiyi görmedik ne olup bittiğinide bilmiyoruz . Hanim efendinin babası ve annesinin öldüğünü duyduk hepimiz çok üzüldük . Ama ikisinin ayni günde ölmesi insanin kafasına bir sürü soru bulunuyor .

    Maalesef ne Osman Bey ‘den nede hanìm efendiden hiç haberimiz yoktu ..Ama mutfakta arkadaşlarla konuşup televizyon izlerken haberlerde birden Osman beyi gòstermeye başladì ….

    __Aaaaa buda ne !!

    Osma Bey kayınpederi ile kayınmaderini öldürtmüş , kesin bu cinayetmiş Osman’nın ne kadar hayvan sıfatlı ve şerefsiz olduğunu öğrenince hepimiz bu evi terk ediyoruz ..

    Osman Bey iki dağ gibi koca insanı mal mülkü için öldürtmüş aç gözlülüğüne sahip çıkamamış …

    Sman Bey’ i cinayet sebepleri öğrenildikten sonra zindana götürmüşler , mert ile annesi de sahipsiz kalìnca komşu oģulları sahip çıkmış ve hanìm efendiyle evlenmiş hanım efendi de komşu çocuģunu sahipsiz kaldìģì için kabul etmiş .Mert annesi üvey babası köye taşìnmìşlar , o büyük evler , saraylar ,şirketler sahipsiz kalıp bir osman pisliğin aç gözlüğù için hayatlar bozulmuş ..Kòyde yeni ama çok küçük umutlarla bir hayata bašlamışlar .

    Nil HOROSANI

    06.05.2018

    Doktorun Bahçesi Hüzün Kokuyor

    Hafiften bir rüzgar esiyor ,

    Bir yandan da bahar gülerin kokusu burnuma şakalaşarak dokunuyor ,

    Hasta gibi kendini hisseden ben adlı varlık derin bir geçmişe dalıyor , rüzgarlar , yapraklar, guneş ışınları ona geçmişini hatırlatıp göz yaşının akmasına neden oluyor ,

    Bir zamanlar annem ben ve babam bu bahçede oturur çay içerdik ,konuşur kahkalar atışırdık , bize kıskanan serçeler de ötmeye başlardı , bahçe kış bile olsa bahar gibi kokardı , göz yaşlar tanılmazdı o zamanlar , yoksa yaşlar anne babamdan mı korkardı ?

    Çok iyi bir gelecekten konuşup ,bana güç veren desteklemekse akşam yemeği gibi görevleri olmuştu ,ben doktor olmayi çok ister ve severdim , babam beni her akşam iş çıkışında hastaneden alır eve getirme sözunde duruyordu , annemin miss gibi kokan elleriyle hazırlamış olduğu yemeği yiyip güzel ana baba evlat olarak hayırlı gecelerle yatağa girmek isteğiyle her gece hikayeyi bitirirdik …[]

    Keşke o zamanlar bir daha gelse 😭😢

    Annem bana yemek hazırlamiyor , evde yok…!

    A aa bir dakika evde yok derken pazarda bile sanmayin annem topraklara karışti bizi yaradana kavuştu , annemin yemeklerini özledim , son kez ellerinden ne zaman öptüğumü iyice hatirlıyorum ben üniversteye giderken beni sımsicacık kucağina alip yanaklarımdan öpmüştü , bende annemi koklayarak ellerinden öpmüştüm babam kızım hava alanina yetışmemiz lazım diye bizi elveda ettirmişti 😳😳

    Bir zamanlar oldu ya benim hayatım ..

    Şimdi galiba hayatta değilim ,ben kırılmış saniyordum kendimi , ölmüşüm haberim yok , senelerdir akşamları iş çıkışında babamı bekliyorun , niye babam sözunde durmadı , her akşam değilde bir en azından bir akşam gelseydi , taksiyle gitmem lazım galiba yalnızlık kokan ve yarı kalmış hikayeli eve ..

    Şoyle eve gelipte bahceye otururken şoyle bir gecmişe dalıverdim , doktor olmasinı isteyen kızin destekçileri kokmuyor bu bahçe ..

    Nasılda insana sevdiklerini hatırlatıp kalbin ağlamasina neden oluyor gece sesiziliğinde bu rüzgarın esişi…!

    Benim bahçem hüzün kokuyor , sevdiklerim özledim sizleri 😓

    Nil HOROSANI

    26.04.2018

    Türkiyem 

    Her şey bir dıygu ile başalar ,duygu derken içimizdeki hissetiklerimiz .Hani bir olayı görüp ,heyecanlanıp ,mutlu olup ,gözlerimizde yaş ,dudaklarımızda tebessüm aşikar olması en iyi dugulardandır ,Duygular bizi taa hayatın en büyük hedeflerine ulaştırır .Duygular derken mesela ;benim damarlarım hep Türkiye yoluna akıyorlar ,neden Türkiye deyip Londra fransa veye American demediğimi öerak edebilirsiniz , yada en önmelisi bir Afgan olmama rağmen niye Afganistan demediğime endişelenirsiniz.
    Afganistan diyebilmem için yaşsız ,uykusu eksik olmyan gözlere ihtiyacım var .Gözlerimin önünü o kadar gençlerin kanı ,yetimlerin Ah’ı annelerin yaşaları kaplamış ki yolumu göremiyorum .Gençlerin ,şehitlerin kanı deniz olup akıyor bizlerse çaresizlik gemisine binmiş ada arıyoruz .Bu kanlar denizinden bizi kurtaran el ,bize yardım eden eli tabiki bırakmak istemeyiz ve bu elin Türkiye olduğunu gururla söyleyebiliriz . Hep Türkiye dediler ,merhametli insanlar ,yardım sevenler ,cesur ,vatan severler türk evlatları orda yaşıyor diye bize sayfa sayfa bize anlattılar . Halbuki her dizide gördüğüm sahmelerden biri ;bir insanın yere düşünce onu gören erkek veya kadın ,çocuk ya da yaşlı bir türk evladının koşup pnu yerden kaldırması çok hoşuma giden sahnelerden biriydi . Ben düştüm ve türk evladı tarafından kaldırıldım .kaldırıldım derken ;bizim en zor günlerimizde bizim yanımızda oldular ,ve benim cahil büyümeme izin vermediler .Şu an şu kelimeleri yazan ben yazdıransa Türkiyem oldu . Türkiye ‘nin her harfi bedenimdeki damarlarımla anlaşmış beraber akıyor kalbim kanı pompaladıkça nefeslerim Türkiyem’e yaklaşıyor .
    Belki Türkiye ‘nin hakkında çok bilgim olmayabilir ,ne kadar insan yaşadığını ,kaç ili olduğunu ,bilmiyor olabilirim ,ama bana Türkiye ‘nin rahatlağını görmeyi bekleten sabrım ve duygularım var . Bir kere gidip o beni yerden kaldıran toprağı öpmek isterim ,suyundan içip kendi vatanımı uzaklardan görmek isterim .Bizim yaşadığımız bahçede güneşli bir gün birden karanlık kopuverdi ,insanlar gece olduğunu sanırken güneş’in önüne kara bulut geldi . Kara bulut zamansız yağacağını beklemeyen millet şemsiyeye ihtiyaç duydular . O şemsiyeyi tutan Türkiyem oldu. Kara buludu Güneş’in önünden yok etmek için gkyüzüne çıkmaları için merdiven lazımdı. Ortalıkta gezen canım ciğerim diyen insanalar merdiveni ortadan kesiverdiler . Biz dertten çürümüş olan çiçekleriz .Biz çürürken Türkiyemiz bize hem hava hem su ,hem toprak oldu .Mesela :bir dükkana gidip bir oje alırız ,onu çok beğendimizde arkadaşalrımıza dao dükkana gitmesini tavsiye ederiz . Ama biz Türkiye olan dükkana girmeden ürünlerinden faydalanıyoruz . Dükkanı gerçekten yakından görmek isteriz .
    Biz yetim kaldık ,Türkiye bize kollarını açtı , yaşlarımızı döktürmemek için önümüze barış mendili attı .Türkiye ‘ye gitmek en iyi ötelere gitmek ,arkadaşlarla takılmak ,seyahet etmek ,selfi fotoğrafı çekmek değil hedefi. Benim isteğim ;yaşlı ninemin ellerinden tutup yolu gösteren Türk evladının ninesinin elinden tutabilmek ,şehitlerimizin yanında evladını şehit eden bayrağa ayaklarımla gidip önünde saygısına durabilmek . Bizim acı yiyeceklerimizden yiyen hocalarımızın acı yemeklerinden yiyebilmek ama anlayamadılar ki …
    Bu arada bunu da söylemek isterim . Bevimizin yanında yani Habibe Kadiri Kız Lisesi’nin arkasında bir cami var . Türk hocalarımızın sayesinde her akşam o caminin çeşmelerinden su akıyor . Hekes için su ve normal bir çeşme olabilir ,ama biz baŕış sussuzlukları için o su değil hayat…

    Belki dış ülkelerde bir çeşmenin kıymeti olmayabilir ,ama bize kalınca; oğlu olmayan küçük kızının babası ramazan ayında iftar edebilmesi ,Alllah’a kulluğunu sabit etmesi için kızını bir çeşme önünde saatlerce sırada beklemesi ezan okununca su ile eve koşması babasının iftar edip fakir ailenin yüzünde tebessum aşikar olması can Türkiyem üzerinde bitiyor.

    Hep gençler Türkiye dediler , her gun bomba ,roket sesleri duyulsada gitmek kelimesinde vazgeçmediler , niye Dubai degilde Türkiye ?

    Çünkü :bizi ve duygularimızi anlayan ve onem veren güller ve bülbüler var , hep bana Turkiye’ye gidemeyeceksin diye senelerce kulağıma okudular , işte bir gün lafı guzaflardan bıktım , iyice yoruldum , annneme “anne sen Turkiye denizi ol babam da gökyüzü bende ikisi arasinda ucan kuşlar olayım “dedim .Annem “yavrum o ülkenin denizi olabilmem icin çok güçlü olmam lazım “dedi . Anneme “Anne sen sen çok dert cekmiş güçlü tamda bir deniz olabilecek annesin dedim . Annem deniz oldu banam gökyüzü ,hadi kızım kuş olup uçta biz görelim dedi . Yazdığım hikayelerde o denizde gemi oldu . Böyle derken hava karardı , yağmur yağmaya başladı , pencereden dışarı bakarken pencereden gelen yağmur taneleri gözyaşlarımla yoldaş oluyordu , hemen sonra güneş çıkıverdi , mutsuz çiçekler açmaya başladı .
    Pencerenin önünde oturup son bahar güneşini işığı kirpiklerimin ucunda rengarenk daireler oluşturup her bir renk de Türkiye için akan kanimla anlaşmış ortalikta oynaşıyordu , hoca ders analtıyor , kalbim ve ruhum ikinci bayrağımın didarı yakın diye çırpınıyordu , biz bardak Türkiyemiz ise çaydanlık çaydanlık içindeki sıvi ise insanlik , beraberlik , kardeşliktir , ben kalbimin şeklini ve rengini göremedim .Türkiye’ye gidip elimden gelenlerle kalbimin manevi şeklini görmek ostiyorum , senelerdir döktüğüm kan yaşları gülümsemelerle yıkmak istiyorum . AH TÜRKIYEM!
    Türkiyem sana gelip deniz kenarına oturup suyuna dertlerimi anlatmak istediğimi , Istanbul köprüsüne bakıp içimdeki bekleyışleri sona erdirmek istediğimi bir bilsen kendin bana kavuşursun . Deniz kenarında küçük kızdan mendil satın alıp bir tanecik simit alıp yerken iki arkadaşın benim tekliğimi ve mutlu olduğumu izlemeleri en büyük hayalerimden biri. Istanbulu en yüksek noktadan izlemek hasta olan her damarımın ilacıdır .Işte her şey Türkiyem üzerinde bitiyor .Seviyorum seni Türkiyem….

    Bu kompozisyonun okulumuzda olan kompozisyon yarışmasinda yazmıştım ve birinci oldum , beni buraya kadar yetiştiren , bana mutluluğun yönünü gosteren , şimdilik yanımızda olmayan hocama çok çok teşeķkür ediyoum ..

    Nil HOROSANI

    02.02.2018

    Ah çocukluğum ! 

    Ah çocukluğum !
    küçükken yağmur yağınca çok sevinirdik ,dışarı çıkmk için bahneler arardık
    ANnemiz izin vermeyip ıslanıp hastalanacağımızı söylerdi.
    HIç dinlemezdik ,
    Yalvara yalvara dışarı çıkardık ,ıslanıp hastalanacağımızdan hiç korkmazdık .
    yağmur çok yağınca küçük küçük çukurlar sudan dolup ,bizi beklerdi ,bizde ablamızın gereksiz defterlerini alıp sayfalarını koparıp bilene kağıttan gemi yaptırırdık ,gemilerimizi alıp su birikintilerine koşardık ,gemilerimizi suya bırakıp alkışlar ve nedensiz gülüşürdük , birde çok küçük arkadaşlarım suda oluşan kabarcıkları mantı sanırlardı , yağmur yağmaya devam ederdi bizim eğlencede hiç bitmezdi .Mantıda pişerdi .

    Bu gün yağmur yağıyor ,yine bir köşeden izliyorum yağmuru ,yağmur değişmemiş , yağışıda değşmemiş ,sadece ben büyümüşüm ,artık nerde o gemiler ,aslında kağıtan oluşan gemilerimiz, ateşsiz pişen mantılarımız ..
    Yine su birikinteleri oluşmış ,küçücuk deniz olmuş ,ama ben hangi denizdeyim anne !

    Gemilerim kağıttan olmuyor ,denizlerimde büyümuş galiba
    Hangi su birikintisine baksam çocukluğumu hatırlatıyor bana !
    Artık ne küçük denizler kaldı ne gemiler
    Sadece ben ,yağmurun yağışı ,ve geçmişteki dugular

    Keşke hiç büyümeseydim
    Çocuk kalsaydım ,
    Gemilerim kağıttan
    Gülüşlerim gerçek
    Kabarcıklarsa mantı kalsaydı ,

    Şimdi yağmurun yağışı bana başka şeyleri ifade ediyor
    Her ne kadar çalışsamda çocukluğuma dönemiyorum
    Bazen hava sadece bulutlu olur yağmaz ,
    Işte bu gün benim içimde sadece bulutlu yağmak istemiyorum
    yağmurun yağışını izleyip ,içime zamanında yağacağını öğretmek istiyorum ..
    Ne içim beni dinliyor
    Ne yağmur yağmasından vazgeçiyor
    sadece çocukluğumu özliyorum
    Ah çocukluğum !

    Keşke hiç büyümeseydim ..

    Nil HOROSANI
    20.02.2018

    Dünya ‘nın neresindeyiz ?

    Küçük bir hastane ,
    Doktor sayısı çok az , hatta iki yada üç tane diyebiliriz
    Hasta o kadar çok ki sırada beklemekten bıkmışlar enerjileri bitmiş ,
    O gùn bende hastalanmıştım o hastaneye başvurmuştum
    Hiç sıra gelmiyordu , bebeklerinin ağlayışına dayanamayan anneler bağırìyor haddi doktor bey biraz çabuk diye bebeklerini susturmaya çalışıyordu .
    Hastaları görünce kendi hastalığımi unutuvermiştim .
    Benim dikkatimi ;  köyden gelen ayakklarìnda çizmeleri olan
    Başı bağlï , renkli ceketler giyindirilmiş olan küçük kız çekti kardeşi ve kendisi hastaymış , koltuğa oturmuş annesiyle beraber , sıra bekliyordu
    Elinde bir tane portakal vardı , çok mutluydu çünkü babası ona portakal almıştı ,
    Annesine baktı annesi birazdan işleri biteceğini söyledi ,gözleri simsiyahtı , gözleri çok hoşuma gitmişti ,kardeşine baktı kardeşi ağlıyordu nasıl olsa da onu susturması lazımdı , yaşı hala çok küçüktü ya üç ya dört yaşındaydı, annesi bir türlü kardeşini susturamadı ,ablası siyah gözlü melek elindeki portakalı aldı kbuğunu açtı ikiye böldü yarısını kardeşine verdi yarısını da kendisine aldı . Bu sahne çok hoşuma gitti birazdan iğne den korkup ağlamaması için kendisine alınan portakalı kardeşiyle pylaştı ,iki küçük çocuk bir biriyle anlaşıyorsa ,yiyeceklerini ,korkunçlarını paylaşıyorsa peki biz hala neden kimseyle anlaşamdık ,paylaşamadık .

    Bu soruyu kendimden sormaya ihtiyaç duydum “Biz Dünya’nın neresindeyiz?”

    NIL HOROSANI
    12.02.2018

    Yok …

    Herkes niye şikayet ediyor 

    Kimin  şikayeti yerli desek şoyle başliyorlar; 

    Biri ; Benim güzel moda bir evim yok 

     Biri ; benim güzel arabam yok , arakadaşlarım gibi üniversteye gidemiyorum 

    Biri; Allah aşkina bırakın şunları benim için evi süpüren bana yemek pişiren bir hanımım yok , biri de benim annem yok biri de babam yok 

    Biri de sırdaşım yok , biri param yok , biri de güzel elbisem yok , biri de yemegim yok , biri bu yok o yok her sey yok ile bitiyor . 

    Ama kimse demedi her şey var kardeş,  yok olan şey ben ve sen şu koskoca dunya da ne kadar çok şey var nasilda yok diyebiliriz … 

    ALLAH her zaman bizimledir kendimizi yok etmeyelim .❤

    Gökyüzü 

    Her zaman ki gibi dertliydi kalbi
    Hìç bir söyleyecek kelime bulamıyordu
    Kime ne diyeceğini saatlerce düşünüyordu ,
    Sadece bildiği şey onu kaplayan o an ki sessizlikti
    Çok uzaklardan sesler duyuluyordu
    Ama bu sesler neyin sesi olduğunu kimse bilmiyordu
    Gökyüzü o gece çok güzeldi
    Yıldızlar parlayıp , Ay da sırdaşı gibi duruyordu
    Kendini gökyüzüne bıraktı
    Ve derin derin nefes almaya başladı
    Kalbinden gelen sesler onu yenmeye çalışìyordu
    Aşk mıydı ?
    Hayır şu Dünya ‘da Allah ‘tan başka seveni yoktu
    Yetim miydi ?
    Yok anne babasî evde sohbet ediyorlardı
    Peki fakir miydi ?
    Hayır yeterince merhameti vardı , şefkatlıydı .
    Peki ne olmuştu ve ne istiyordu ??
    Işte bu soruyu kendisinden sorup cevaplamaya çalışıyordu genç kız .

    Gök yüzüne dalmış hiç bir şeyi fark etmeden kendisinden soru sormaya hazïrlanıyordu
    Çok açìk ama güçlü bir cümle soyliyordu
    “Bunlar varken sen ne istiyorsun ey insanoğlu ‘deyip gökyüzüne bakmaktan vazgeçmiyordu . 😢

           

                                                                                                             Nil HOROSANI 

                                                                                                                10 .02.2018 

    PISMAN OLAN HIRSIZ 

    Gece çok geç vakti uymak için yorganını başına çekti .O an kapı zilini duydu ,kapı zili ard arda çalınıyordu ,”Allah Allah töbe bu gece vaktinde kim olabilir”cümlesiyle kapıya doğru yürüdü .Yalnız yaşayan kadın biraz korkmuş gibi görünüyordu ..
    Biraz korkmuştu,   o anda mutfaktan çok değişik sesler duyuluyordu .kadın tüm cesaretini topladı , ve kapiya doğru yürüdü . 

    Kapıyı açmak istemedi , ama yine birilerinin yardıma ihtiyacı vardır diye icinden kapıyı açma isteği geliyordu  , merhametli kadın herkes yardım ettiği için yine kapı dışindakini bekletmek istemiyordu , kapı dışında bir hırsız geldigini anlmamaıştı , kapıyı açti mı saldırdılar kadıncağiza kafasına çok sert bir şey değdiğini hiss etti ve oracikta yere düşuverdi , kadın bir şaldırışla ölmüştü , bu kadının yalniz yaşayaninı bilen hırsızlar odaları dolapları , her yeri aramaya başladılar , ama ne altın vardı ne para hiç  bir şeyi yoktu hırsızlar çok kızmışlardı , ve birbirlerine bakıp   öfke ateşinde yanıyorlardı , hiç bir şey bulamadılar ve gidip kadinı kaldırdılar , kadinın öldüğünu fark ettiler hırsızlar hiç bir şey bulamayıp kadıni öldürdükleri için çok pişman olmuşlardı , çaresizce pişmanlikla ölüyü evde bırakip çekip gittiler . 
                                                                                                        Nil HOROSANI 

                                                                                                             14.02.2018

    لبخند نرگس 

    سالها قبل دختری بنام ثنا با خانواده کوچک و رنج دیده در یک محله زندگی میکرد .دختر خیلی مهربان ، دلسوز ، کمک رسان ، خوش اخلاق ، و صبور بود . تمام دختر محله دختر را  می شناختند  و همه با وی رفتار خوب میکردند و ثنا نیز احترام متقابل را حفظ میکرد . ثنا خیلی می کوشید تا در جامعه خود ارمغانی را تقدیم نمیاد ، سن دختر نزدیک به هژده بود ، ثنا همسایه های داشت که وضعیت اقتصادی شان خیلی بد و نسبت به یکیدیگر بدتر بود ، ثنا کوشش نهایی خود را میکرد تا لبخندی به لبان هموطنانش بیاورد ، همیشه می گفتند که : لبخند کودکان آرامش میدهد و انسان را وادار به کار های نیک میسازد 

     ثنا آنروز به مکتب میرفت که دختر همسایه اش نرگس به دستش مقداری پولی بسیار کم با چهره خسته بخاطر آوردن بوره برای صبحانه از خانه بیرون شد ، و روانه کانتین شد ، ثنا وقتی نرگس را دید سخت اندوهگین شد و از بیک خود خرچ مکتب آنروزه اش را کشید و به نرگس داد و به نرگس گفت ” عزیزم این مقدار پول را بگیر و بوره زیادتر بیاور تا فردا هم با خانوادت نوش جان کنی “نرگس که خورد بود و سخت به آن مقدار پول ضرورت داشت قبول کرد و با گرفتن آن پول در چهره نرگس یک لبخند شیرین و به همانند روشنایی طاوع آفتاب بعد باران درخشید ، و دندان های صدف مانندش جلا میداد ، و نگاه های پر از صمیمیت و عشق به ثنا نگاه میکرد و در نگاه های نرگس یک امید یک تشکری خاص یک صمیمیت ، عالمی از عشق پنهان نهفته بود و با عمق دل نگاه میکرد ، آنجا بود که با دادن اندکترین پول ثنا قلب نرگس را کودک فرشته مانند را فتح کرد ، وقتی ثنا لبخند نرگس را دید یک احساس آرامش به وی رخ داد و آرامش درونی خود را حفظ کرد و آنروز بود که سخنان بزرگانش را تجربه کرد ، ثنا ازین صحنه مملو از احساسات برامد و به راه خود ادامه داد .مقداری پولی شاید اکثرا ارزش نداشته باشد ولی توانست قلب نرگس را بدست بیاورد ، و ثنا را وادار به کار های نیک بسازد ،. 

     زمان ، مکان ، تاج ،  تخت ،مقام، هیچ چیزی مهم نیست وقتی توانستی قلب کودکی را فتح کردی بهترین حاکم جهانی ..💪❤👑
                                                                                                      نویسنده : ناجیه احمدی 

                                                                                                     18.06.1396